|
GÜZ RÜZGARLARI
Güz rüzgarları esmeye başladı yine Günler biraz daha kısa Gölgeler biraz daha uzun şimdi Baharda ektiğimiz çiçek açtı ve soldu Aynı hiç bitmeyecek sandığımız, aşkımız gibi Açtı ve soldu Şu ıssız yollarda Yalnızlığın ayak sesleri karışıyor, güz rüzgarlarına Sessiz bir hıçkırık Gizli bir ağlayış var sanki uğultusunda Güz rüzgarları esmeye başladı yine Üşümek zamanı yaklaşıyor Hüzün dolu güz yağmurları Bir beni, birde sensiz yolları ıslatıyor Baktım da sağıma, soluma Anladım, kimsenin gözü kimseyi görmüyor Herkes düşmüş kendi derdine Güz rüzgarları esmeye başladı yine Bir telaş var kuşlarda bile Daha acımasız dövüyor sahili, dalgalar Ne zengin fakiri acıyor, nede genç yaşlıyı Ne hale gelmiş, nereye gidiyor şu insanlar Köpük köpük, dalga dalga Kabarmış bulutlar Farkında mısın kardeş Bu yıl güz rüzgarları daha şiddetli esiyor Acaba biz mi yaşlanıyoruz Yoksa şimdi daha mı soğuk Ondan mı üşüyoruz Hissediyor musun kardeş Artık güz rüzgarları daha şiddetli esiyor... (yazan cahit akay)
6 days ago
|
|
|
VEDAT KARAwrote:
aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak her şeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı.
Nedir su aşk…? Aşk hayatin bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, “Aşık oldum” dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir. Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insani alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı islenen en güzel ve en doğru suç ortaklığıdır, aşk hayatin bütün tek düzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yaşanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmese de, acı çekeceğini hissetse de, yarin terkedileceğini bilse de, ailesini karsısına alacağını bilse de taviz vermemeli aşkından, “Seni Seviyorum” diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insani. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız,bagliliktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umurunda değildir. İste aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belki de yeni hayata geçebilme yolu… Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir…Asktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savun aşkını. Biliyor musunuz , hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteliğin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin .. Aşkına sana aşık olana sahip çık ve onu kaybetme ” SENİ SEVİYORUM ” Demek İçin Geç Kalma ; Sevgiyle Kal …
6 days ago
|
|
|
CaNıM ~ BaBaM ♥ -------------------------------------------------------------------------------- Baba beni buralarda koyup gittin ya Senden sonra sevdama yalan dediler Hazan' a hicran'a doyup gittin ya Kahırdır ömrünü çalan dediler Şapkanda hicranı derdim bildim ben Boynum bükük bak yanına geldim ben Senden sonra kaç bin defa öldüm ben Felek ölümsüz bir yılan dediler Kabir taşın niye eğilmiş babam Yokluğun hiç kolay değilmiş babam Toprağın dört yana dağılmış babam Yaşar mı saçını yolan dediler Bordo gül dikmişim kabrin üstüne Bilmem bu feleğin bize kastı ne Otrar bu dediğin yoksa yas mı ne Döner mi tabut'a konan dediler slm canım arkadaşım nasılsınız babalar günü kutlu olsun sevgi şafkat saygı sevgi hoşgörü büyüklerimizin deyerini bilelim onlar bizim baş taçımız büyüklerin ellerinden öperim kücüklerin gözlerinde öperin sevgilerimle allahemanet olun can yoldaşlarım sevgi saygılarımla cahit akay :::~ Ask'da neymis gelip gecici bir duygu Sen nesin peki Kalbimi yaralayan aciz bir insan NE dememi istiyorsun artik benden Cekil ve git yolumdan Birdaha donmemek sartiyle cekil ve git Cikma karsima ´ Belki kader bizi degisik yollarlada karsilasdiriri iste o zaman seninle olabilirim YàR..! Ama simdi git ... Bu beraberlik gereginden uzun surdu Omrumden omurler yedi ... :::::::::::::::::::::::::: Senden vazgecemem senden kopamam sen baharım sen yazım kışım oldun gönlümden bir ateş koptu haberin varmı gözlerden uzak sana yakınım haberin varmı sözlerin ne kadar yanıcı olsa benım kalbim ona dayanır gözlerin ne kadar güzel bakarsa bende o kadar severim sensiz kalamam haberin varmı gönlümden ateş koptu seni gördüm haberin varmı Ben seni sevmişim haberin varmı Durgun YüreyiMİN SeSSiZliĞiNe Dalmısım haberin varmı Gözlerden uzak dillerden uzak Kalalım Haberin varmı Seni Ne Kadar sevdigimden Haberin varmı BaKtıyım Her Yolda Aynı Cember Var .. yazan cahit akay
June 21
|
|
|
... ...wrote:
GÖRDÜĞÜM BİR RÜYA... =============== İntihar etmek... Söylemesi; ne kadar kolay, değil mi? Neden, intihar edeceksin? Aşkına karşılık vermeyen, seni umursamayan, intihar etmene üzülmeyecek olan veya biraz üzülse bile; seni bir müddet sonra unutacak olan, o kız için mi? İntihar etmen, neyi çözecek? Sana; kazandırdığı veya kaybettirdiği, ne olacak? Hiç, düşündün mü? Ben düşündüm... Kazandırdığı koca bir hiç, kaybettirdiği ise koca bir hayat... Sevdiklerin ve herşeyin... İntihar etmek, kolay... Peki ya, sonrası? Ebediyen cehennem... Arkanda, bıraktığın gözüyaşlı insanlar... Seni; anlamayan, dinlemeyen ve takmayan bir kız... Evet... Hikayeme başlıyorum... Ben; hiç olmadığım kadar mutsuz oldum... Yaşadığım hayatımdan bile, nefret ettim... Hatırladığım tek şey; artık, yaşamak istemediğimdi... Önce; biraz düşündüm... Yaşamı ve hayatı gerçekten istemiyormuydum... Sonunda kararımı verdim... Kendimi odama kapattım ve o kız'ın en çok sevdiği şarkıyı; sonuna kadar açtım... Bütün herkes rahatsız olmuştu, şarkının sesinden ve bütün herkes, tepkilerini gösteriyorlardı... Ama onların bilmediği tek şey vardı... O, odada; bir hayat, yok oluyordu... Elime; o kızın, resmini almaya korktum... Çünkü; kestiğim bileğimden akan kanlar, resmini kirletecekti ve sadece resmine uzaktan bakabilyordum, ağlıyordum... Ne için, ağladığımı da bilmiyordum... O kız için miydi... Yoksa, hayatı tam olarak yaşayamadan; terkettiğim içinmiydi... Bilemiyorum... Kimseye de veda etmemiştim... Sadece, küçük bir not kağıdına; bir kaç cümle karaladım... "BENİ AFFET, ANNE..." Sonra; vücudumun uyuşmaya başladığını anladım ve uyumak istediğimi... O an, bambaşka bir hayata bağlandım... Sonrasını hatırlamıyorum... Kendime geldiğimde, bir hastane odasındaydım... Etrafımda, tanıdığım insanlar vardı... Kimileri ağlıyor, kimileri de cep telefonlarıyla bir yerleri arıyorlardı... Bana, en çok acı veren; annemin, feryadı oldu... O an, anladım ki; ÖLMÜŞTÜM... Aslında; hiç bu kadar pişman olmamıştım... O an için, aklımda; ne beni terkedip giden, o kız vardı... Ne de başka birşey vardı... Yaptığım hatamın büyüklüğünü anlamıştım... Herşey için, çok geçti... Artık; ne geri dönebilirdim, nede bir açıklama yapabilirdim... Olan olmuştu, artık... Bir anlık gafletime yenilip; o güzelim hayatımı hiçbir değeri olmayan, bir kız için feda etmiştim... O kızdan nefret mi etmeliydim? Yoksa ne yapmalıydım? Anlam veremiyordum... Halbuki, o kız, intihar etmemi söylememişti bana... Ama; insanlar kendi hatalarına karşılık, hep başka birilerini sorumlu tutar ya... Benimki de, öyle birşey... Hatamı kabullenmek istmiyordum... İçine girdiğim, günahımdan korkuyordum... Zaten; ben hep günahları seçtim hayatımda, o kız da; benim en büyük günahlarımdan birisiydi... Birden; herşeyi bir kenara bırakıp, etrafımda olup bitenleri anlamaya çalışıyordum... Herkesin elinde bir telefon; bir yerleri, arıyorlardı... Acı haber; erken duyulur, derler ya... Bu da onlardan birisiydi... Burada; dünyada ki gibi, bir zaman kavramı yoktu... Kim, benim ismimi söylese; hemen oracıkta oluveriyordum... Bir an için, o kız geldi aklıma... Merak ettim, acaba şu an'da ne yaptığını düşünüyordum... Ölümümü duymuş olmalı ki, yüzünde tepkisiz ve soğuk bir ifadesi vardı... Sanki; ölümüm, onun umrunda değilmiş; gibiydi... Ben; o an biraz daha, pişman oldum yaptığım şeye... Kendi kendime lanetler okuyordum... Tuhaf birşey... Bugüne kadar, camilerden, hep başkalarının isminin geçtiği; selaları dinlemiştim... Şimdi ise, sadece kendi ismimim okunduğu sela'yı duyuyorum... Beni gömecekleri, kabrime defnedilinceye kadar; çok kısa bir sürem vardı... O an için, ne yapmak istediğimi düşündüm... Ama hiçbir şey, yapamıyordum... Her tarafım kilitlenmişti... Hareket edemiyordum... Bütün arkadaşlarım, dostlarım, ahbablarım ve ailem oradaydı... Sırası gelen herkes, tabutumun bir tarafından taşımak için; çaba harcıyorlardı... Aklıma; hâlâ o kız geliyordu ve ben yaptığım bu şeye, çok pişman oluyordum... Ve; tabutumu taşıyan herkesten, utanıyordum... Artık kabrime gelmiştim... Gömüleceğim yere... İmam surelerini okuyordu... Herkes oradaydı... Kabrime bir kürek toprak atmak için, herkes gelmişti... Birbirleriyle konuşuyorlardı... "Acaba, neden yaptı bunu?" Çok korkuyordum... Birden hareketlendim... Gökyüzünden, bedenime doğru yavaşça herkesin arasından süzüldüm... Ve tıpkı filmlerdeki gibi, uzandım bedenime... Bu bana; daha da, korku veriyordu... Birden annem geldi aklıma ve ben ondan ayrılmak istemiyordum... Geri dönmek istiyordum, ona sarılmak ve "Ben şaka yaptım anne, ölmedim..." diyebilmek ve dizlerinde uyumak istiyordum... Ağlamak istiyordum ama olmuyordu, tüm acılarım içime akıyordu... "Affet beni, anne..." diye haykırmak istiyordum ama yapamıyordum... "Bitsin bu ızdırap, canım çok acıyor..." diye yalvardım... Bir müddet sonra, ılık birşeyler hissettim yüzümde... Gözyaşlarım akıyordu yüzümden ve ağlıyordum... Sonra... Sıçrayarak uyandım yatağımdan, her tarafım sırılsıklam olmuştu... Ve gözlerimden yaşlar akıyordu, kendimi hiç bu kadar rahat hissetmemiştim... "Çok şükür, herşey rüyaymış..." dedim... Daha önce gerçekten düşünmüştüm, ölmeyi... Ama; iyi ki de, yapmamışım... Hayat; meğer ne kadar değerliymiş... Şu dünya'da; yaşamak için, bu bile yeter; insana... O kız için ölmek mi? Asla... Bu can'ı, o vermedi ki, o alsın... Kendime ait olmayan şeyi, nasıl alabilirim ki; o kız'ın benden aldığı şu canım gibi... Ben o kadar vicdansız biri değilim... Ve birden, artık o kız için üzülmeye değmeyeceğini anladım... Yani; hiçbir şey, benim kendi hayatımdan daha değerli, olamaz... Hiçbir şey için, ölümü seçmek doğru değildir... Günü gelince, zaten; o bizi seçecek... Görüyorsunuz değil mi? Kısacık bir rüya; neleri öğretir insana... En azından, beni kimse sevmiyor demedim... Gerçekten, beni seven bir sürü arkadaşlarım varmış... O kız olsada, olmasa da bu hayat devam ediyor ya, önemli olan da; bu zaten... =========================== Osman Can YALÇINKAYA ( YOKSUL ADAM) =========================== http://www.yoksuladam.spaces.live.com =========================== http://www.yoksuladam.co.cc ===========================
June 18
|
|
|
Basriwrote:
بسم الله الرحمن الرحيم
السلام عليكم ورحمة الله وبركاته سُوۡرَةُ النُّور بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشۡكَوٰةٍ۬ فِيہَا مِصۡبَاحٌۖ ٱلۡمِصۡبَاحُ فِى زُجَاجَةٍۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّہَا كَوۡكَبٌ۬ دُرِّىٌّ۬ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ۬ مُّبَـٰرَڪَةٍ۬ زَيۡتُونَةٍ۬ لَّا شَرۡقِيَّةٍ۬ وَلَا غَرۡبِيَّةٍ۬ يَكَادُ زَيۡتُہَا يُضِىٓءُ وَلَوۡ لَمۡ تَمۡسَسۡهُ نَارٌ۬ۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ۬ۗ يَہۡدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُۚ وَيَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَـٰلَ لِلنَّاسِۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمٌ۬ (٣٥) فِى بُيُوتٍ أَذِنَ ٱللَّهُ أَن تُرۡفَعَ وَيُذۡڪَرَ فِيہَا ٱسۡمُهُ ۥ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ فِيہَا بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأَصَالِ (٣٦) رِجَالٌ۬ لَّا تُلۡهِيہِمۡ تِجَـٰرَةٌ۬ وَلَا بَيۡعٌ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِۙ يَخَافُونَ يَوۡمً۬ا تَتَقَلَّبُ فِيهِ ٱلۡقُلُوبُ وَٱلۡأَبۡصَـٰرُ (٣٧) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O`nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir. / (35) (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O`nu (öyle kimseler) tesbih eder ki; (36) Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah`ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar. (37) Çünkü (o günde) Allah, onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracak ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır. (38) Değerli Kardeşlerim,ÖSS imtihanına girecek kardeşlerimiz için ve onların akıbetleri için müsait olan Kardeşlerim'den Dua istiyorlar... Rabbim cümlesinin yar ve yardımcısı olsun! (amin) Hayırlı Pazarlarınız olsun inş. Selam ve Dua ile...
June 13
|